Nevbahar Bayram Büyükoruç, İstanbul'u Gözlerine Sürme Diye Çekmişsin Nevbahar Bayram Büyükoruç Video
12 Nisan 2015 Pazar
Nevbahar Bayram Büyükoruç, İstanbul'u Gözlerine Sürme Diye Çekmişsin Nevbahar Bayram Büyükoruç Video
Nevbahar Bayram Büyükoruç, İstanbul'u Gözlerine Sürme Diye Çekmişsin Nevbahar Bayram Büyükoruç Video
21 Haziran 2013 Cuma
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 18
Günümüzde eski özelliğini
yansıtan sadece İskender Paşa Camisi kalmıştır. Orta Cami ve Gülbahar
Hatun Camisi başta olmak üzere, diğer camiler orijinaline uygun olarak
yeniden yapılmışlardır. Şehir merkezinde yapılan eski camilerden
günümüze kadar gelebilen camilerin dış cepheleri taş malzemeyle, iç
mekanları ise ahşap malzemeyle yapılmıştır. Oldukça küçük ölçekte
yapılan bu camilerde süsleme özellikleri ve güzellik kaygısından çok
ihtiyaca binayen yapılmış yapılardır.
İlçe ve köylerdeki camiler de
Rize yöresinin dağınık yerleşme karakterine göre şekillenmişlerdir. Bu
camiler bir ya da iki mahallenin ihtiyacı için yapılmış, oldukça küçük
camilerdir. Camiler yapılırken konut mimarisinin genel özellikleri
alınarak kullanılmıştır. Yapı malzemesi olarak ahşap ve taş malzeme
kullanılmıştır. Ahşabın bulunma kolaylığından dolayı bazı camiler ahşap
yığma tarzda yapılmışlardır. Bu camiler iklim özellikleri ve malzemenin
dayanıksızlığına bağlı olarak uzun yıllar ayakta kalamamıştır. En önemli
örnekler Hemşin’deki Bilen Köyü Camisi, İkizdere İlçesindeki Hacı Şeyh
Camisi ve Fındıklı’daki Meyveli Köyü camisi’dir. Her üç cami de ahşap
ustalığın önemli özelliklerini yansıtmaktadır.
Bu camiler eğimli araziye
kuruldukları için hemen hemen hepsinde, yüksek su basmanları yer alır.
Çamlıhemşin İlçesi’nde bulunan Aşağı Çamlıca Camisi’nde olduğu gibi
bazılarında zemin kata medrese bölümü yerleştirilmiştir. Camilerin ön
kısımlarında son cemaat yeri olmamakla beraber, namaz vakitlerinin
beklenilmesi amacıyla sedirli bölümler vardır. Süsleme bakımından ahşap
öğelerin ağır bastığı camilerin kapıları, mihrapları, minberleri,
korkulukları ve tavanları ahşap oyma olarak süslenmişlerdir. Bilen Köy
Camisi’nin kapı ve minberi üzerinde klasik geometrik süslemeler
yüzeyleri kaplar. Minberin panolara ayrılarak, içlerine stilize vazoda
çiçekler koyulan örnekleri Şimşirli, Kurtuluş Mahallesi, Zivane Köprüsü,
Tunca, Işıklı ve Aşağı Çamlıca Camileridir.
İskender Cafer Paşa Camisi
İslam Paşa veya Kurşunlu Camisi
olarak da anılmaktadır. H. 978 /M. 1570 yılında İskender Cafer Paşa
tarafından yaptırılmıştır. Cami, ahşap bir son cemaat mahalli, taş
duvarlı ve kubbeyle örtülü bir harim kısmından meydana gelmektedir.
Caminin duvarları moloz taşlarla örülmüştür. Harimin kuzeybatı
köşesinden minareye çıkılmaktadır.
Kare planlı harime kuzey
cephedeki kapıdan girilir. Her cephedeki iki pencere aydınlatmayı
sağlar. Bu pencereler düz lentoludur. Ayrıca sekizgen kubbe kasnağı
üzerinde yuvarlak kemerli pencereleri vardır. Tromplara oturan kubbe
içten demir parmaklıklı bir kandilliğe sahiptir. Dıştan ise kurşun
kaplıdır. Taş mihrap sade bir görünüme sahiptir. Camiye göre oldukça
büyük olan ahşap minber yenidir. Eskiden ahşap olan mahfil son yıllarda
betonarme olarak yenilenmiştir. Harimin yarısını kaplayan bu mahfil iki
ayak tarafından taşınır. Caminin içerisindeki kalem işi süslemeler de
yenidir.
Caminin giriş kapısı üzerinde ki onarım kitabesi şöyledir:
Selamun aleykum tibtum fedhuluha halidin
Tamir tarihi sene 1326
İskender Cafer Paşa Camii Şerifi
Tarihi atiki sene 978.
Bu kitabe H. 1326/M. 1908’de
yapılan onarımda koyulmuştur. Bundan önce de caminin H.1313/M.1895
yılında bir onarım gördüğü tespit edilmiştir. 1970’li yıllara kadar son
cemaat mahalli iki katlıydı ve kiremit kaplıydı. Üst katı Kur’an kursu,
müftülük ve lojman olarak kullanılmıştır. Bu kısım yıkılınca Vakıflar
Genel Müdürlüğü’nce tek katlı ve ahşap olarak yenilenmiştir. 1989
yılında taş minare de yenilenmiştir. Eski minarenin demir korkuluklu
şerefesi taşa dönüştürülürken, külah üzerindeki dendan dizisi yeni
minarede de tekrarlanmıştır. Bu onarım sırasında batı tarafına da bir
baldaken şadırvan yapılmıştır.
Orta Camii
Yapı, şehir merkezinde, Yeniköy
Mahallesi’nde yer alır. İlk cami 1737 senesinde yapılmıştır. Bugünkü
cami ise 1941 yılında yeniden inşa edilmiştir. Dikdörtgen planlı cami
kalın taş duvarlı ve kırma çatılıdır. Camiye girişler kuzey, doğu, batı
tarafındaki kapılarından sağlanmaktadır. Son cemaat yeri olmayan camide,
giriş kısmından hemen sonra bir mahfil bulunmaktadır. Harim, alt hizada
doğu ve batıdan üçer, kuzey ve güneyden ise ikişer yuvarlak kemerli,
büyük pencerelerle aydınlatılmıştır. Üst hizada ise yanlarda dörder, ön
ve arkada ise üçer ikiz pencere bulunmaktadır.
Yapının üst örtüsünü yuvarlak iki
beton sütun taşımaktadır. Tavan ahşap olup, ortada ahşap bir kubbeye
sahiptir. Mihrap mermerden yapılmış, minber ise ahşaptan yapılmış olup,
süslemesizdir. Kuzeybatıdaki minareye mahfilden çıkılmaktadır. Minare
yerel siyah taştan inşa edilmiştir. Mevcut kitabesine göre ilk cami H.
1150 /M 1737 yılında yaptırılmıştır. 1. Dünya Savaşı sonrasında bölgeden
Ruslar çekilirken Ermeni askerler tarafından yıkılmıştır. Yapı 1929
yılında bazı onarımlar görmüşse de yeterli olmamış, 1941 yılında Hacı
Memiş adlı bir hayırsever öncülüğünde bugünkü haliyle yeniden inşa
edilmiştir.
Taş Kemer Köprüler
Rize’nin, deniz seviyesinden 2000
m. yüksekliğe ve 50 km’lik bir mesafeye ulaşan topografyası, oldukça
dik yamaçlar meydana getirmektedir. Bu durum akarsuların denize hızlı
bir akışla dökülerek derin vadiler açmalarına neden olmuştur. Buna bağlı
olarak dağlık arazide yaşayan yöre insanı, sıkça karşısına çıkan akarsu
vadilerini geçip konutlarına, yaylalarına ve tarım alanlarına ulaşmak
için köprüler inşa etmiştir. Bu bakımdan Rize yöresinde taş kemer köprü
mimarisi oldukça gelişmiştir. Yöre ikliminin etkisiyle (sel) bu köprüler
çabuk yıpranmış ve sık sık onarım görmüşlerdir. Köprülerde herhangi bir
kitabeye rastlanmamakla beraber, genellikle Osmanlı döneminin son
zamanlarında yapıldıkları düşünülmektedir.
Köprülerin tümü, akarsu yatağının
iki yanında karşılıklı birer ayak üzerine yükselen yuvarlak ya da hafif
sivri kemerli bir yay formundadır. İlk çağlardan itibaren farklı zaman
ve mekanlarda farklı toplumlar tarafından kullanılan bu formun, tercih
edilmesindeki ana faktör kullanımından doğan işlevidir. Köprülerin
tümünün kemer biçiminde yapılmasının temelinde yatan düşünce, köprünün
fevkani yapısı ile sık sık sel suları ile taşan akarsuların altında
kalmamasını sağlamaktır. Ormanlık bir bölge olmasına rağmen köprülerin,
ahşap yerine taştan yapılmasının nedeni; taşın, suya karşı ahşaba göre
daha sağlam ve dayanıklı bir malzeme olmasıdır.
Tümü dikdörtgen planlıdır ve bir
çoğu tek ve yuvarlak kemerlidir. Çamlıhemşin’de ki Kadıköy Köprüsü ve
Yukarı Durak Köyü Köprüsü çift kemerli köprülerdir. Ayrıca bugün sadece
ayak kalıntıları kalan, Behice Köyü’nde yer alan köprünün ayak
kalıntılarından çift gözlü olduğu tahmin edilmektedir. Köprülerin tek
gözlü olmasının sebebi genellikle dar vadilere kurulmasından
kaynaklanır. Bazı köprüler basık yada hafif sivridir. Köprü ayakları
çift ya da tek yönde doğal kayalara oturmaktadır. Tümünün korkulukları
köprü yolunun iki kenarında tek sıra kesme taş ile oluşturulmuştur.
Köprülerin hemen hemen hepsinde
kullanılan taş malzeme, düzgün kesme ve moloz taştır. Köprü kemerleri
düzgün kesme taşlardan, ayaklar ve diğer kısımlar, moloz taşlardan inşa
edilmiştir. Korkuluklar tek sıra taş olarak yapılmış olup, bazılarında
sonradan eklenen demir korkuluklar yer alır.
Yükseklikleri vadinin derinliğine
göre değişmektedir. 2-3 m. yükseklikte köprüler bulunduğu gibi 15-20 m
yükseklikte köprüler de vardır. En yüksek köprülerden biri de
Çamlıhemşim İlçesi’nde yer alan Şenyuva Köprüsüdür. Bu köprü yaklaşık 20
m yüksekliktedir. Yine köprülerin uzunlukları da kuruldukları vadilerin
genişliklerine göre 20 m ile 45 m arasında değişmektedir.
Şenyuva Köprüsü
Fırtına Deresi üzerinde doğu-
batı doğrultusunda uzanan köprü tek gözlü, kemerli taş köprüdür. Yörenin
en büyük ve en eski köprüsüdür. Dere seviyesinden yaklaşık 15-20 m.
yükseklikte ve 40 m. uzunluktadır. Kemer ve korkuluklar düzgün kesme
taştan, ayak dolguları ise yığma taştan yapılmıştır. İniş ve çıkış
kısmında basamaklar vardır. Her iki tarafına daha sonradan yaklaşık 1 m
yükseklikte demir korkuluklar yapılmıştır.
Mikron Köprüsü
Fırtına Deresinin Aşağı Şimşirli
kolu üzerinde kuzey –güney doğrultusunda uzanan tek gözlü, kemerli, taş
köprüdür. İki ayak açıklığı oldukça geniştir. Yaklaşık 30 m. uzunlukta,
dere seviyesinden 10-12 m yükseklikte yer alır.
Kemer düzgün kesme taştan olup,
ayaklar moloz taşla yapılmıştır. Korkuluklar daha sonradan biriketle
örülerek oluşturulmuştur. Tahribata uğrayan kemer bölümü, köprünün
ayakta kalabilmesi için onarım görmüştür.
Şehitler Çeşmesi
İslampaşa Mahallesi'nde eski
Güneysu yolu üzerinde, 1917 yılında yapılmıştır. Dairevi kemerli bir
cepheye sahiptir. Tek lülelidir ve lülesi üzerinde taslağı vardır.
Çeşme, 1916 yılında şehrin savunması sırasında şehit olan
askerilerimizin gömüldüğü bir yerde yapılmıştır.
İşgal sırasında Ruslar bu
şehitlikten yol geçirmek için kazı yapınca şehitler buradan
nakledilmiştir. Bu nakil sırasında şehit askerlerin çürümüş
elbiselerinden çıkan paralarla halk bu çeşmeyi yapmıştır. Çeşmenin
üzerindeki Latin harfli kitabe metni ünlü şair Bayburtlu Hicrani
tarafından yazılmıştır.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 17
Pazar İlçe merkezinin batısında
küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Kayalık bir zemin üzerinde
bulunan kalenin kara ile bağlantısı kesilmiştir. Yaklaşık 7 m eninde 7 m
boyunda olup kare plana sahiptir. Kalenin duvarlarında muntazam taş
işçiliği görülür. Giriş kapısı batıdadır. Güney surları yıkılmıştır.
Sağlam kalan duvarlarda mazgal pencereleri ve yuvarlak kemerli üst kat
pencereleri yer alır.
Kız kalesinin kesin olarak kimler
tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. 13. ve 14. yüzyıllarda Trabzon
Devleti zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Kale, Osmanlılar zamanında
da onarılarak kullanılmıştır.
Kale-i Bala
Çamlıhemşin İlçe merkezine 40 km
uzaklıkta, Hisarcık Köyü sınırları içinde, Fırtına Deresi’nin
kaynaklarına hakim bir noktada kurulmuştur. Yazılı kaynaklarda geçen bir
diğer adı da Varoş Kale’dir. Kale, Kaçkarlar’ın iç kısma geçit verdiği
Baş Hemşin ve Tatos geçidine yakındır. Kale çevresinde bazı yayla
yerleşimleri vardır. Kalenin surları oldukça harap olmuştur.
Duvar
işçiliği bakımından Zil Kale ile benzerlikler göstermektedir. Duvar
kalınlıkları 50 cm ile 1 m arasında değişmektedir. Kalenin ana planı
dikdörtgen olarak tanımlanabilir. Doğusu, güneyi ve kısmen kuzeyi de
sarp kayalıktır. Batı taraf eğimli bir arazi üzerindedir.
Giriş kapısı kuzey batıdadır.
Aynı cephenin doğusunda bir kapı izi daha vardır. Mevcut kapı 1,10 m
genişliğinde, 2,5 m yüksekliğindedir. Kalenin ortalama uzunluğu 70 m
genişliği ise 25 mdir. Duvar izlerinden batı kulelerinin varlığı
anlaşılmaktadır. İç kısımda doğu duvarına bitişik tonozlu bir mekan
kalıntısı vardır.
Burası yüksek
ihtimalle sarnıçtı. Kalenin kurulduğu yer ve duvar işçiliği bakımından
Zil Kale ile benzerlikler göstermektedir. Zil Kale ile aynı tarihlerde
(14-15 yüzyıl) yapıldığı düşünülmektedir.
Camiiler
Rize yöresinin camileri bölgenin
zengin halk mimarisinin etkisi altında kalmışlar ve mahalli özellikleri
bünyesinde barındırırlar. Rize’nin il merkezinde bulunan İskender Cafer
Paşa Camisi Osmanlı klasik devrinden kalmıştır. Diğer camiler ise yakın
zamanlarda onarım görmüşlerdir. İskender Cafer Paşa Camisi’nin de son
cemaat yeri yenilenmiştir.
Eski fotoğraflardan anlaşıldığı
üzere orijinalinde bu camiler, bir son cemaat yeri ve bir ibadet
kısmından oluşan, kırma çatılı küçük camilerdi. Bu camilerin
1910–1920’li yıllarda son cemaat yerlerinin üzerine bağdadi tarzda birer
kat yapıldığı ve 1940-1950’li yıllarda ise bazı camilerin yuvarlak
kemerli taşkın silmeli, barok özelliğinde yenilendiğini görmekteyiz. Bu
mahalli barok etkiler, kale camisi ve orta camide kendini iyiden iyiye
hissettirir. 1960’lı yıllarda kırma çatılı camilerin yıkılarak yerine
taş ve beton malzemeyle, kubbeli camilerin yapıldığını görmekteyiz.
Böylece birkaç cami dışında şehir merkezinde orijinal cami kalmamıştır.
Eski camiler orijinal ve tarihi değere sahiptiler.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 16
Rize İli, Çamlıhemşin ilçesinde
bulunan bölgenin en dikkate değer eserlerinden biridir. İlçe merkezinin
15 km güneyinde Fırtına Deresinin batı yamaçları üzerinde kurulmuştur.
Kalenin, üzerinde inşa edildiği sarp kaya kütlesi, denizden 750, dere
yatağından ise yaklaşık 100 m yüksektedir. Kale, dış surlar, orta surlar
ve iç kaleden meydana gelmektedir.
Dış
kalenin kapısına kuzey batı yönündeki patika bir yolla ulaşılır.
Kuzeydeki kapının söve taşları sökülmüştür. Bir teras yardımıyla orta
surlar seviyesine çıkılır ve ikinci bir kapı ile kale içerisine girilir.
Orta kale içerisinde üç önemli yapı bulunmaktadır. Bunlar; muhafız
binası, şapel ve baş kuledir. Kulenin dört katlı olduğu, duvarlardaki
hatıl izleri ve kiriş deliklerinden anlaşılmaktadır. İçerisinde ince bir
bölüntü duvarı ve dolgu toprak vardır. Duvarlar üzerinde doğu yönünde
kemerli pencereler, diğer taraflarda mazgal delikleri bulunmaktadır.
Kulenin üstünün dendanlı bir
teras şeklinde olduğu belirlenmiştir. Duvarlar içerisinde dikey uzanan
boru yuvaları, belki de kapanmış sarnıçlara su akıtıyordu.
Kalenin yapılış tarihini belirtecek kesin veriler olmamakla birlikte 14. ve 15. yüzyıllara tarihlendirilmektedir.
Kız Kalesi
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 15
İç
Kale: 150 m yükseklikte doğal bir yükselti üzerinde kurulmuştur. Planı
düzgün olmayan bir yamuk şeklindedir. Giriş kapısı doğudadır. Dış
kapıdan küçük avluya girilmekte ve buradan ikinci bir kapı ile kalenin
asıl alanına girilmektedir. İç kaleyi çevreleyen duvarlar kısmen düzgün
kesme taş ve moloz taşlardan inşa edilmiştir. Duvarların kalınlığı 1,5
mdir. İç kale, yarım daire planlı beş kuleye sahiptir. Yakın zamana
kadar çok harap durumda olan kale surları, Kültür ve Turizm
Bakanlığı’nca onarılmıştır. Kale duvarları, seyirdim yolu ile kısmen
dendanlarla tamamlanmıştır.
Aşağı
Kale : Zamanında iç kaleden kuzeydoğu ve kuzeybatı yönlerine doğru
açılarak uzayan ve denize ulaşan surlarla çevriliydi. Bugün sadece batı
surlarının bir bölümü ile bazı kule kalıntıları kalmıştır. A. Bryer ve
D. Winfield tarafından batı surları üzerinde 9 kule ve 2 kapı yeri
tespit edilmiştir. Aşağı kale surları düzgün yontu taşlı, bazı
kısımlarda içten takviye kemerleri yer almakta olup, bu kemerler tuğla
örgülüdür.
Kuleler dikdörtgen veya yuvarlak
planlı olup iki katlıydı. Günümüze ulaşan kalıntılardan üst örtülerinin
tuğla tonozlara sahip olduğu anlaşılmaktadır. Doğu surlarından hiç bir
iz kalmamıştır. A. Bryer-D. Winfield planlarında surları tahmini
göstermişlerdir. Büyük ihtimalle surlar vadinin doğu yamaçlarından
geçerek kale camisini içine alıyordu. Tuzcuoğlu Konağı’nın batı yanında
yapılan bir kazıda sur izlerine rastlanmıştır.
Rize
Kalesi’nin tarihlendirilmesi için kesin verilere sahip değiliz. Aşağı
Kale surlarının bazı bölümleri Alexios II. (1297-1330 ) zamanında
yapılan Trabzon Kalesi’nin batı surları ile benzerlik gösterirler. İç
Kale’den daha sonra şehrin önemli bir kısmının korunması için aşağı kale
yapılmış olmalıdır. İç Kale, Justinyen zamanında (527-565) yeniden inşa
edilmiştir. Daha sonra Trabzon Kommenosları zamanında da aşağı surlar
inşa edilmiştir. Kale Osmanlı döneminde de onarımlar görmüş ve
kullanılmıştır.
Zil Kalesi
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 14
Rize yöresinde ki kalelerin hemen
hepsi savunma amaçlı yapılardır. Bu kalelerin içinde en önemlisi Rize
Kalesidir. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, 6.yy. da
yenilenen kale Trabzon Devleti zamanında (13 y.y) son şeklini almıştır.
Kale, iç kale ve halkın oturduğu aşağı kale olmak üzere iki kısımdan
oluşmaktadır. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde buna benzer kale yapıları
Trabzon ve Giresun kaleleridir.
Rize
çevresinde yer alan kaleler stratejik yerlere kurulmuşlardır. Bu
kaleler çevresini korumak, haberleşmek, yeterince askeri kuvveti
barındırmak için tesis edilmiştir. Bu kalelerden il merkezinin
doğusunda, Gündoğdu Beldesi’nde bulunan Bozuk Kale ile Pazar İlçesi
Yücehisar Köyü’nde bulunan Cihar Kale küçük yapılar olup, ortalarında
birer gözetleme kulelerine sahiptirler. Yine Pazar İlçesi’nde, küçük bir
adacık üzerinde yer alan Kız Kalesi bu kalelerden, kulesi olmadığı için
ayrılır.
Çamlıhemşin
İlçesi’nde, Fırtına Vadisi’nin hakim noktasında kurulan Zil Kale, Rize
Kalesi’nden sonra yörenin en büyük kalesidir. Yine Çamlıhemşin
İlçesi’nde, Tatos Geçidi’nde ki Kale-i Bala içinde birçok tesisata sahip
olan bir kaledir. Zil Kalesi’nin ortasında yer alan kule Fırtına
Vadisi’ne hakimdir. Kale Osmanlı döneminde de onarılarak kullanılmıştır.
Kale
şehir merkezinin güney batısında yer alır. İç kale ve aşağı kalelerden
meydana gelmektedir. Yoğun yerleşme sebebiyle aşağı kale tamamen yok
olmuş batı tarafında ki bazı sur parçaları günümüze kadar gelebilmiştir.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 13
Hayat,
evin merkezindedir ve yamaca bakar, dolayısıyla manzaraya açık
konumdadır. Önünde sıra pencereler, gerisinde de genellikle ahşap bir
sedir yer alır. Hayatın sağında ve solunda odalar yer almaktadır. Bu
odaların çoğunda Bursa kemerli şömine ve banyo bulunur. Bu özellik, Rize
Yöresi evlerinde aynıdır.
Yapı
sistemi ve dış duvar dolguları ne olursa olsun, Rize yapılarının çatı
kuruluşunda iklim koşulları önemli etkendir. Duvarların yağmurdan
korunabilmesi için saçaklar olabildiğince geniş tutulur. Çatı arasına
yapılan havalandırmalarla, nemden kaynaklı çürüme engellenir. Çatı
yüzeyleri üç ya da dört eğimli olabilir. Eğimlere göre farklı görsel
etki yaratan bu çatı türleri, yörede sırayla “semer “, “üç omuz”, “dört
omuz” olarak adlandırılır. Çatı, eskiden balta ile ayrılan ahşap
tahtalar(hartama) ile örtülü iken daha geç dönemde kıyı kesimlerinde
alaturka kiremitler kullanılmıştır.
Kale Mimarisi
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 12
Ahşabın
yanı sıra, daha az bulunması nedeniyle ikinci derece kullanılan yapı
malzemesi taştır. Ayrıca, özellikle kıyı kesiminde çatı ve bacalarda
tuğla, kiremit gibi pişmiş toprak kullanılmıştır. Bu malzemeler yapı
içinde kullanılış biçimine göre sınıflandırıldığında, yapı sistemleri
basitten gelişmişe göre ahşap yığma, ahşap karkas ve karma olmak üzere
üç gurupta toplanabilir.
Evlerin
dış cepheleri süsleme ve mimari açıdan vurgulanarak ön plana
çıkarılmıştır. Evler genellikle yamaçların eğimine uyarak bodrum kat
üzeri iki kattan inşa edilmiştir. Bodrum katı ahır olarak
kullanılmıştır. Genellikle ahırlara evin her iki cephesinden de giriş
bulunmaktadır. Çamlıhemşin ve Fındıklı konutlarında bodrum katında
genelde iki ahır bölmesi bulunur, bunların üzeri düzgün kesme taştan
yapılmış, basık kemerlerle taşınan tonoz örtülere sahiptir. Eskiden bu
evlerde kalabalık ailelerin yaşadığı düşünülürse, ahıra, beslenmeleri
açısından büyük önem verdikleri ortaya çıkmaktadır. Ahırların içinde
hayvanların beslendiği yemlikler ve su içtikleri yalaklar bulunmaktadır.
Ahır zeminleri genellikle taş döşeli olmakla beraber bazılarında ahşap
ve tuğla malzemede kullanılmıştır.
Doğu
Karadeniz evleri ülkemizin diğer bölgelerindeki evlere göre
farklılıklar gösterir. Türk evinde en önemli mekan oda iken, Karadeniz
evinde aşhanedir. Aşhane bugünkü anlamda mutfak bölümüdür. Aşhane bu
evlerde günlük hayatın geçtiği mekandır. İki yan girişten ulaşılabilen
bu mekanda, aşhaneyi boydan boya kat eden kemerli bir ocak yer
almaktadır. Ayrıca bu mekan hayat ve selamlık mekanlarına geçişteki
nakışlı rafların bulunduğu yerdir. Yörede, ocağın kemeri aşhanedeki
perde olarak söylenmektedir. Taştan ve basık kemer biçimindedir. Büyük
baca üstten açıktır ve ortasında, ateşin üstüne gelen yerde kazanların
asıldığı büyük ve kalın bir demir zincir (klemuri) asılıdır. Dolap ve
raflar büyük bir ustalıkla ahşap oyma tekniği ile süslenmiştir. Yapı
malzemesi olarak genellikle rengi zamanla koyulaşan kestane ağacı
kullanılmıştır.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 11
Rize’de
ev mimarisinde yapı malzemesi olarak genellikle ahşap ve taş
kullanılmıştır. Bunların haricinde az sayıda da olsa tuğla malzeme
kullanılmıştır.
Bölge
özgün bir konut ve yayla evi mimari tarzına sahiptir. Bu tarz, ahşap
ağırlıklı taş temele oturan bir yapı türüdür. Doğu Karadeniz yöresinde
geçmişte, özellikle kırsal kesimlerde evler dolma taş ve ahşap
karışımıyla inşa ediliyordu. Rize ve yöresinde yaygın olan bu tür
yapılaşma Trabzon ve Giresun yöresinde ise daha çok ahşap kullanılarak
gerçekleştirilmiştir.
Ahşap
kolay bulunan ve kolay işlenebilen bir yapı malzemesi olduğu için
öncelikle tercih edilmiştir. Ormanlarda çok zengin flora bulunmasına
rağmen yapı malzemesi olarak çam, ladin, kayın gibi ahşabın dayanıklı
türlerinin kullanımı yaygındır. Kıyı kesiminde kestane, iç kesimlerde
ise çam yakın çevrede elde edilebilmesi nedeniyle en çok tercih edilen
yapı malzemesidir. Bunların haricinde ceviz, meşe, karaağaç gibi daha az
bulunan sert ağaç türlerine yer verilmiştir.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 10
Rize
Müzesi Müdürlüğü 1984 yılında Atatürk evi olarak hizmet vermeye
başlamıştır. Kültür Bakanlığı tarafından şehir merkezinde restorasyonu
tamamlanan iki adet eski eser yapıdan sarı ev olarak adlandırılmış;
teşhir ve tanzimi tamamlanarak 27.06.1998 tarihinden itibaren müze
olarak hizmet vermeye başlamıştır. Sivil mimari örneği olan ev 19. yy.
sonlarında inşa edilmiştir. Bir zemin ve iki normal kattan oluşmaktadır.
Zemin katı sergi salonu olarak kullanılmaktadır. Birinci kat idare
odaları olarak, ikinci kat ise teşhir salonu olarak kullanılmaktadır.
Rize müzesinde; 76 arkeolojik eser, 594 sikke, 1129 etnografik eser olmak üzere toplam 1799 eser bulunmaktadır.
Doğu
Karadeniz Bölgesinde evler coğrafi yapı gereği, genellikle yamaçlarda,
dağınık şekilde, çoğu zaman aile içi bir kaç evlik guruplar halinde,
bazen de birbirinden bir iki kilometre uzakta konumlanmıştır.
Yamaçlara
ve tepelere serpilmiş orman ve yeşille bütünleşmiş birkaç evden oluşan
yerleşmeler, hatta bazen tekil konutlar heyecan verici bir görüntü
oluşturmaktadır. Bu heyecan verici görüntülerine karşın bu evlere ulaşım
bir o kadar da zordur. Genellikle düzgün olmayan patikalardan yürüyüp
evlere ulaşılmaktadır.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 9
Mehmet
Mataracı’nın öldüğü tarih olan 1953 yılına kadar 29 yıl süreyle
Atatürk’ün yattığı oda Mehmet Mataracı tarafından bütün eşyalarıyla
korunmuştur. 1953 yılından 1970 yılına kadar bina Mehmet Mataracı’nın
yeğeni tarafından kullanılmıştır. 1970-1979 yılları arasında bina boş
olarak kalmıştır.
Atatürk’ün
doğumunun 100. yılı nedeniyle binanın Atatürk Müzesi şekline
dönüştürülmesi için, (Osman Zeki Mataracı’nın da katıldığı bir
toplantıyla) İl Özel İdaresi’ne bağışı yapılmıştır. Yapılan restorasyon
çalışmalarının ardından bina 27.12.1985 tarihinde o zamanki adıyla
Kültür Bakanlığı’na bağlanarak, Rize Atatürk Evi Müzesi olarak hizmete
açılmıştır.
Binanın
2004 yılı içinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yeniden teşhir
ve tanzimi yapılmış olup 17.09.2005 tarihinde yeniden hizmete
açılmıştır. Müzenin zemin katı güvenlik görevlileri ile personelin
bulunduğu oturma odasıdır. Birinci katında toplantı salonu, Atatürk’ün
Rize’ye geldiğinde giymiş olduğu kıyafetlerin aynıları yer alır. İkinci
katta Atatürk’ün yatak odası, dönemin milletvekillerinin çalışma
odaları, Atatürk tarafından kullanılan eşyalar, dönemin
milletvekillerine ait fotoğraflar ve Rize’nin eski fotoğrafları yer
almaktadır.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 8
İstiklal Savaşı kazanılıp Türkiye
Cumhuriyeti kurulunca, Rize bir ara Artvin ile birleştirilerek Çoruh
vilayeti adını aldı. Daha sonra 20 Nisan 1924’te tek başına Rize
Vilayeti oldu. Ulu önder Atatürk 17 Eylül 1924 tarihinde Rize’ye gelmiş
ve resmi ziyaretlerden sonra Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde misafir
edilmiştir. Kaldığı bu ev bu gün Atatürk Evi Müzesi olarak ziyarete
açıktır. Cumhuriyet döneminde Rize’nin kalkınması için değişik
teşebbüsler yapılmıştır.
Bunlardan birisi de Osmanlı Hükümeti zamanında bir yabancı firmaya
yaptırılan Rize-İspir-Erzurum karayolu projesidir. Bu yolun yapımı için
halk uzun yıllar gönüllü olarak çalışmıştır. Vali A.Ekrem ENGÜR
zamanında (1930-1935) çalışmaya yeni giden gruplar törenle vilayetin
önünden hareket ediyorlardı. 1937 yılından sonra çay üretimine
geçilmesiyle yöre insanının ekonomik kazancı artmıştır.
RİZE TARİHİ YERLER VE ESERLER
Rize Atatürk Evi Müzesi (Mehmet Mataracı Konağı)
Müftü Mahallesi’nde yer alan
yapının yapımına 1920 yıllarında başlanmış, 1921 yılında tamamlanmıştır.
Yapı, zemin kat üzeri iki kattan meydana gelmiştir. Atatürk 1924
yılında yurt genelinde sonbahar gezisine çıkmış ve bu gezisi sırasında
17 Eylül 1924 tarihinde Rize’ye gelmiştir. Mehmet Mataracı’nın misafiri
olarak bu evde bir akşam kalmıştır.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 7
1914
yılında Osmanlı devletinin I. Dünya Savaşı’na girmesiyle doğu
cephesinde başlayan çatışmalarda, 16 kasım 1914’te Hopa Hudut Taburu ile
Ali Rıza Bey’in milis kuvvetleri Borçka üzerine yürüdüler. Türk ordusu
ve gönüllü milisler büyük başarılar sağladılar, ancak Rusların sürekli,
sahil yerleşimlerini bombalamaları, ünlü Midilli ve Yavuz gemilerinin
saf dışı kalması, yardım gelmeyişi üzerine kuvvetlerimiz 19 Şubat
1916’da Fırtına Deresine kadar çekildi. 8 Mart 1916 tarihinde, Ruslar
Rize’yi işgal ettiler. Savaş yıllarında söylenen bir Rize türküsünde
şöyle denmektedir:
Urusun gemileri
Siyah bayrak açayi
Midilliyi görünce
Bulut alti kaçayi
Böylece
Rize için esaret yılları başladı. Rize halkı için bu kara günler 2 Mart
1918 ‘e kadar sürdü. Ruslar çekildikten sonra silahlı Rum çeteleri
ortaya çıkmaya başladı. Bölgede bir Rum–Pontus Devleti kurmak için
çalışmalar yapılıyordu. Bu gelişmelere karşı Trabzon’da bütün Doğu
Karadeniz Bölgesini içine alan “Trabzon Muhafaza-i Hukuku Milliye
Cemiyeti” kuruldu. Bu cemiyetin Rize şubesi açıldı. 23 temmuz 1919 da
toplanan, Erzurum Kongresine bu şube adına Hemşinli Necati Efendi, Abaza
Hakkı Efendi katıldı. 8 aralık 1922 tarihinde Şark Cephesi Kumandanı
Kazım Karabekir Paşanın Rize’ye gelmesiyle Rum çetelerine karşı
yapılacak mücadele planlandı.
Rizeliler Kuva-i Milliye’ye yazılarak İstiklal Savaşı’na katılmışlardır.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 6
Trabzon
ve Rize’de ki (Hemşin) "Bornak" adlı köy ve yayla da, Akkoyunlu’ların
vezirler çıkaran boyundan olup, buralara iskan edilen koldan kalmadır.
Yavuz
Sultan Selim, Çaldıran sonrası, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu fethetmiş,
Maraş Bölgesinde Dulkadiroğulları Beyliğini de ortadan kaldırmıştı. Bu
beyliğe mensup birçok aileyi sürgünle Trabzon Sancağına gönderirken,
bunlar Trabzon'un doğusunda yer alan nahiyelere yerleştirilmiş, önemli
bir bölümü de Rize bölgesinde iskan ettirilmiştir. Günümüzde Rize
bölgesinde birçok aile dedelerinin geldikleri yerin ismini, aile ismi
olarak aldığı için bu isimlerin incelenmesi bize Yavuz Sultan Selim'in
valilik ve saltanatı döneminde Rize'ye yerleşen ailelerin geldikleri
coğrafya hakkında fikir verir.
1640
yılında Gönye Kalesi’ne görevli giden Evliya Çelebi Rize’den kısa
olarak bahseder: Trabzon’a bağlı, deniz kıyısında, bahçeli, güzel bir
yerdir, der. Rize tarihinin önemli olaylarından biri de Rize Ayanı,
Batum Kalesi muhafızı Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın isyanı ve öldürülmesi
olayıdır. (1814-1817) Rize’nin 19 yy’da bir kaza merkezi olduğunu
görüyoruz. 3 Mart 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması’yla Lazistan
Sancağı merkezi olan Batum Rusya’ya bırakılınca, Rize sancak merkezi
oldu. Hicri 1322, Miladi 1904 tarihli Trabzon Salnamesi’nde Rize ile
ilgili özetle şu bilgiler yer alır: “ Lazistan Sancağı’nın merkezidir.”
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 5
İkinci
Fatih çağı iskanı, 1466 da Konya/Karaman fethedildikten sonra, şehir ve
kasaba halkının çoğu İstanbul'a, diğer kısmı da Turabozan Sancağındaki
köylülere ve Rumeli’ye yerleştirildi. Turabozan Sancağı’na
yerleştirilenler çoğunlukla Rize Kazası’na yerleştirilmiştir. Bu yüzden,
her iki iskan sırasında gelen Müslüman Türkler, buralardaki İslami
yaşayışları sonucunda Kıpçaklı ve yerli halkın Müslüman olmalarına sebep
olmuşlardır. Osmanlı vergi defterlerinde, kimlerin Müslüman olduğu
işaret edilmiştir.
1486 yılında, yani Fetih'ten 25 yıl sonra tutulan ilk Turabozan Sancağı Tahrir Tapu Defteri'nde, şimdiki Rize bölgesi:
o RİZE,
o ATİNA (Hemşin nahiyeleri dahil),
o LAZLUK (Ardeşen, Vitçe/Fındıklı, Arhavi, Hopa dahil) üç kaza halinde Turabzon'a bağlı gösteriliyor.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 4
Fetihten
önce bu bölgede bulunan Trabzon Rum Krallığı, Megrel Dadyanı, Kartli
Kralı ve Çoruh Atabeği kendi aralarında bir Hıristiyan ittifakı yaparak
Osmanlı'nın rakibi Akkoyunlu’ları da hami olarak bu ittifaka dahil
etmişlerdi. Bu ittifak Papa'nın gayretiyle organize edilecek bir haçlı
seferi ve kendilerine destek sağlayacak, Osmanlı’ya rakip diğer Türkmen
Beyleri ile Osmanlı’ya saldırıp ortadan kaldırmayı planlıyordu. Bu
tertibin farkında olan Fatih 1461'de bizzat sefere çıkarak ittifakın
beyni olan Trabzon Krallığını ortadan kaldırdı.
Fatih
Sultan Mehmet, Komninoslu bir anadan doğan ve Komninoslardan evli olup,
Turabozan Tekfurluğunun müttefiki olan Akkoyunlu Padişahı Uzun Hasan'a
rağmen, 1461 yazında ordusuyla gelince, son Takvur savaşsız teslim oldu.
Daha önce şehirdeki Rumların çoğu ve çevredeki Rum köylülerinin bir
kısmı, Kırım'a göçüp, orada yerleştiklerinden, 1475’te Kırım liman
şehirleri Venedik ve Cenevizlilerden alınıp, ilk tahrir yapılırken,
bunların "Turabuzoniyan" diye yazıldığı görülüyor.
Aynı 1461 yılında, doğuda Çoruh ağzına kadarki yerler ve arada Rize'de
savaşsız fethedilerek, bütün buralar, yeni kurulan "Turabozan Sancağı"na
bağlandı. Şehir ve kasabalara gönüllü ve sürgün olarak Çorum, Amasya,
Tokat ve Samsun bölgelerinden Türkler getirtilerek vergilerden muaf
olarak 1464 yılına kadar yerleştirildi.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 3
Gürcü
Kralı III. George (1156-1184) ve Kraliçe Thamara (1184-1212)
dönemlerinde Gürcü Ordusunda yüksek mevkiler alan Kumanlar daha sonra
Ortodoks Hıristiyanlığı kabul etmiş ve bu devletin Müslüman Türklerle
olan sınır bölgelerine yerleşmişlerdi.
Bugün Rize'nin İkizdere İlçesinin dağ köylerinde yaşayan Kumbasarlar bu
dönem Gürcü ordusunda Başkumandanlık yapan ve yaşlanınca Kraliçe
Thamara tarafından bir oyunla görevinden alınmak istendiği için malikane
olarak verilen bölgeden ayrılıp Rize Dağlarına çekilen Kumbasar
ailesine mensupturlar.
Bu
dönemlerde bir tekstil ve ticaret merkezi olarak tanımlanan Rize aynı
zamanda Trabzon’daki Rum Krallığına bağlı bir kaza merkezi (Bandon) idi.
Merkezi, Pazar olan Rize'nin doğusundaki topraklar ise imparatorluğun
sınırları içinde ayrı bir idari birimdi. 1458'de Uzun Hasan'ın,
Atabeklerin eli ile yönetilen Çoruh havzasına girip İspir Bölgesini
devletin sınırları içine katmasından sonra Hemşin Bölgesi de
Akkoyunlular'a tabi olmuştu. Fakat sahildeki Rize kasabası ve Pazar'a
kadar olan topraklar Trabzon Krallığına aitti. 1461 yılında Fatih Sultan
Mehmet bizzat gelerek Trabzon'u fethettiği zaman sahilde Çoruh Nehrine
kadar olan topraklar, Hemşin dahil, Osmanlı Devleti hakimiyetine girdi.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 2
Urartulu II.Sardur'un, M.Ö.765 yılında Kars’ın kuzeyindeki, Çıldır
Gölü’nün güneyinde yer alan Taşköprü Köyü üstündeki kayalıkta kazdırdığı
çivi yazılı kitabede, 'Kulki/Kulkha' olarak geçmiş, sonraki Yunan
kaynaklarında da 'Kolk-Koldit'lerden bahsedilmiştir. Bu çivi yazılı
kitabe, bölge adının yazılı olarak ilk defa bir yerde geçtiği kaynaktır.
Büyük
İskender'in, Pers kralı III. Darius'u yenilgiye uğratması ile elde
ettiği Anadolu hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüştür. İskender’in
ölümünden sonra komutanları ile satraplar arasındaki çıkar ve egemenlik
savaşlarında bağımsızlığını ilan eden Mitridates Kitistes,
Karadeniz kıyısında Sinop dolaylarına doğru genişleyen Pontos
Krallığı’nı kurdu. Pontos Kralı Farnakes M.Ö. 180'de Rize'yi işgal
ederek krallığın topraklarına kattı. Rize yöresi daha sonra M.S. 10
yılında Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. Roma’nın ikiye
ayrılmasından sonra Rize ve çevresi Bizans topraklarının içerisinde
kalmıştır.
Rize İli Tarihi Ve Eserleri 1
RİZE İLİ TARİHİ VE TARİHİ ESERLERİ
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE RİZE

RİZE RESİMLER,RİZE FOTOĞRAFLAR,RİZE MANZARALAR,RİZE TARİHİ ESERLER
,RİZE VİDEO,RİZE KALE,RİZE CAMİ,RİZE DOĞA,RİZE KIŞ,,,RİZE RAFTİNG
,RİZE KAYAK,RİZECOĞRAFYA,RİZE ULAŞIM,RİZE KÜLTÜR,RİZE TURİZİM,RİZE
RİZE RESİMLER,RİZE FOTOĞRAFLAR,RİZE MANZARALAR,RİZE TARİHİ ESERLER
,RİZE VİDEO,RİZE KALE,RİZE CAMİ,RİZE DOĞA,RİZE KIŞ,,,RİZE RAFTİNG
,RİZE KAYAK,RİZECOĞRAFYA,RİZE ULAŞIM,RİZE KÜLTÜR,RİZE TURİZİM,RİZE
RİZE TARİHİ
Anadolu’nun
kuzeydoğusunda Kaçkar Dağları ile Karadeniz arasında oldukça sarp bir
arazide kurulan Rize’nin tarihi hakkında yeterli bilgilere sahip
değiliz. Rize yöresinde yaşayan ilk kavim bitişken dilli, Asyanik
kavimleridir. Bölgenin adının ilk defa yazılı bir kaynakta geçmesi M.Ö. 8
yüzyılda olmuştur. Bir bölgede Tarih Çağı'nın başlaması, ilk defa o
bölgenin bir yazılı kaynakta anılması ile olur. Bu yüzden, Çoruh boyları
ve Rize bölgesi tarihte ilk olarak,
8 Ocak 2013 Salı
Introducing Rize Province 14
Whatever
the building system and fills the outer wall, roof structures, the
establishment of Rize important factor in climatic conditions. Fringes
are kept as wide as possible in order to protect the walls from rain.
Havalandırmalarla made to the roof, to prevent decay from moisture. May
be three or four sloping roof surfaces. Curve of the roof types that
create different visual effects, the region in order "saddle", "three
shoulder", "four shoulder" is called. The roof, formerly separated by
the wooden planks ax (hartama) in a later period, while the coastal
areas covered with tiled used
Do not Leave Without
Leaving the highlands,
Ayder going to spas,
16. century Islam Pasha Mosque and seeing the ruins of the Genoese fortress,
Which is an old tradition in the region and especially in the town of Ardesen hunting hawk watching,
Anzer honey tasting,
Do not go back ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız